1 Eylül 2009 Salı

Kenya´nin En Unlu Babannesi





Uganda'da bir bucuk ayi askin bir sureyi geride birakirken, en azindan bir ulke daha gormek arzusu sardi beni buralara kadar gelmisken. Ruanda'yi bir dahaki Afrika seyahatine saklayarak Kenya'ya cevirdim rotayi. (Blogun basligini da Seda Uganda'da koyduk ama neyse!) Vallahi de bilmiyordum Nairobi yolunda bir kac gece konaklayacagim Kenyali arkadasim Philip'in koyunun Obama'nin koyune sadece otuz kilometre uzaklikta oldugunu!
Hicbir turist bilgilendirme burosunda ya da rehberde rastlanamayacak turden bir deneyimden, Philip sayesinde haberdar oldum, Obama'nin babannesinin ellerinden opup, Turkiye'den selamlar soyleyecektim ona.
Her ne kadar birini, onemli bir mevkideki torunu yuzunden ziyaret etmek kulaga komik gelse de Philip'in anlattiklarindan da etkilenerek azicik meraklanmiyor da degildim dogrusu. Yol boyunca cogalan polislerden babannenin evine yaklastigimizi anlamak guc olmadi, dort tarafi kalin tellerle cevrili eve vardigimdaysa neredeyse kapida bilet kesecekler sandim, neyse ki pasaportumu kontrol etmekle yetindiler. Babanne Sarah Obama bizden once gelmis bir kac Amerikan konukla cevirmen rolundeki kizi esliginde sohbet ediyordu. Daha dogrusu konuklar soru soruyorlar, kiziysa ayni sorulari onlarca kez duymus olmanin getirdigi tecrubeyle sorulanlari babanneye cevirme zahmetine hic girmeden ezberden cevapliyordu.
Neredeyse emin oldugum, babanneyle gorusen ilk turk oldugum dusuncesi, cevirmenin turk oldugumu ogrendiginde ne kadar cok turk ziyaretci agirladiklarini ballandira ballandira anlatmasiyla yerle bir oldu. Obama'nin baskan secildigi gun eve tebrige gelen yuzlerce insanin onemli bir cogunlugunu turklerin olusturdugunu, hatta Obama ailesinden birinin tip okumak uzere Istanbul'a, Marmara Universitesi´ne gittiginden bahsetti daha ben soru sormaya baslamadan. Babanneyse konusulanlara kayitsiz, yasinin da getirmis oldugu bir hayattan bezmislikle etrafi suzuyor, haydi sorun sorularinizi da gidin der gibi yorgun bakislar firlatiyordu zahmet edip buralara kadar gelmis ziyaretcilerine. Babannenin onu mutemadiyen gormeye gelen ziyaretcilerden bikmis olmasi ihtimali hic de garip gelmedi bana, oyle ya Obama baskan secildi secileli bir gun olsun ziyaretci gelmedigi olmamis. Asil komik olan, Obama'nin baskan secildigi gunun iki gun sonrasinda babannenin koyu herhangi bir Afrika ulkesinden beklenmeyecek bir cabuklukla Kenya hukumetince elektige kavusturulmus. Su pompasiysa su isleri bakanliginca benzer bir elicabuklukla bahceye konuverilmis. Eve giden yollar yenilenmis, koye resmen can gelmis! Philip her ne kadar Obama'nin bir sonraki secimlerde kaybetmesi halinde saglanan tum olanaklarin birer birer geri alinacagini dusunse de Sarah Obama torunu sayesinde kavustugu bu tatli hayattan vazgecebilecekmis gibi gelmedi bana dogrusu. Oyle benimsemis ki Kenya'nin en unlu babannesi olmayi! Kizinin dedigine gore yuzlerce ziyaretciden sonra bile hala cok istekliymis dunyanin dort bir yanindan gelen misafirleriyle gorusmeye, her ne kadar ilk goruste bana bu izlenimi vermediyse de. Oyle ki Amerika'ya, torununun yanina yerlesmeyi dusunup dusunmedigini sordugumda Obama'nin babasinin koyunu, ailenin koklerinin dogdugu yeri cumlealeme gostermek adina burayi asla terk etmeyecegini, bunu bir gorev gibi benimsedigini soyledi. Kenya'daki 42 kabileden biri olan Luo soyundan gelen Obama ailesi adina Sarah Obama yemin ediyordu bu topraklardan disari adimini atmayacagina.
Bir sure sonra konusulanlarin ona cevrilmiyor olusundan usanmis, esnemeye baslamisti ki torununun Turkiye'ye gelisinden haberdar olup olmadigini sordum. Evet, vardi haberi. Sorulmasi farz olani da sordum tabi ki, Turkiye'yi ziyaret etmeyi ister miydi. Bu soruyla daha once karsilasilmadigi, kizinin Sarah Obama'ya donup soruyu Luocaya cevirmesinden belliydi. Kadin soyle bir bilmem anlaminda basini salladi, kaslarini kaldira kaldira bir seyler anlatti kizina yan gozle beni suzerek. "Olur yani neden olmasin ki" demis megerse. Yani oyle cok da bayilmiyor Turkiye'yi gorecegim diye:) Sohbetimize Sarah Obama'nin istirahata cekilmek istemesiyle son verdik. Ayrilrken Philip'e nasihatte bulunmayi ihmal etmedi babanne: "Basarili olmak istiyorsan beyaz bir kadinla evleneceksin!" Obama'nin babasinin Amerikan bir kadinla yapmis oldugu evlilikten son derece memnun oldugu her halinden belliydi. Ziyaretcilerini bahcede birakip evinin kapisindan yavasca iceri suzulurken gulumsuyordu bu sefer Sarah Obama.

Cocuklarin Mzungulara Tepkileri

.
Uganda sinirlari icinde beyaz tenli birini gorup de asiri tepki vermeyen bir tane bile cocuga rastlamak imkansiz. Genelde olay soyle gerceklesiyor, metrelerce oteden bir mzungunun yaklastigini goren yalinayak bodur bacak cocuk, piti piti kosarak sesinden heyecan tasarak arkadaslarini cagiriyor. Mzungu cocuklarin yanina ulastiginda yirmi saniye once bir tane olan cocuk sayisi coktan ona yukselmis oluyor ve hep beraber muhtesem bir senkroniyle el sallamaya basliyorlar. Bundan sonra iki ihtimal var: ya ''Mzungu, how are you?" diye hal hatir soruyorlar ya da durmaksizin ayni ritimle ''Hello, hello, hello.." diye hep el sallayarak mzungunun pesinden kosusuveriyorlar. Bazen ne yapacaklar acaba diye birden duruyorum yolun ortasinda, beklemedikleri bu hareket karsisinda sasirip onlar da duruyorlar, geriye donup onlara dogru yurumeye baslarsam suc ustu yakalanmis gibi arkalarina bile bakmadan oraya buraya kacisiyorlar. Uzaktan iletisim kurmaya bu denli hevesli izlenimi veren cocuklar, yanlarina yaklastigimda benden olesiye urkuyorlar!
Ben nasil hayvanat bahcesindeki timsahi gordugumde heyecanlaniyor ama yanima yaklasma ihtimalini dusunmek bile istemiyorsam, cocuklar da beni uzaktan izlemeyi tercih ediyorlar.
Tum cocuklar icinde bir tanesi var ki akla zarar, Justin'in uc yasindaki oglu Devis benden tarif edilmez derecede korkuyor. Taa uzaklardan beni gordugunde derhal yolunu degistiriyor, kazara yakinima dusmusse suratima direk bakmaktan kacinip gozunun ucuyla hareketlerimi kontrol ediyor. Hele ona dogru bir hamle yapayim, avazi ciktigi kadar bagirip en yakinindakinin bacaklarina kapanarak aglamaya basliyor.
Kalbini kazanmak icin bildigim tum yollari denedim ama nafile, hic birisi ise yaramadi. Hatta gun gectikce Devis benim seytanin ta kendisi olduguma iyice ikna oldu. Justin'in anlattigina gore geceleri beni ruyasinda (kabusunda demeliyim) gormeye basladi, ''Mzunguu!'' diye haykirarak uykusundan uyandi. Nitekim ben de yenilgiyi kabul edip Devis'e ettigim eziyete bir son verdim ve onu uzaktan sevdim!

mzungu: Svahili dilinde beyaz tenli

resim1> Devis'e yaklastigimda aldigi pozisyon
resim1> El sallayan cocuklar

28 Ağustos 2009 Cuma

Ruyalarimizi Paylasalim

Cocuklarla ruyalar uzerine kisa bir sohbete daldik, psikoloji ogrencisi olmamdan kaynaklanan dogal ilgimin haricinde, bireysel olarak da cok ilgimi cekiyordu gordukleri ruyalar. Daha ilk soz alanlarin anlattiklarindan dehsete dustum, sanki ruyalarinizi degil de kabuslarinizi anlatin demistim. Biri upuzun kirmizi bir yilan tarafindan koseye sikistirilip isirilisini anlatti, bir digeri mango agacina tirmanirken birden agacin kokunden ayrilip yere devrilmesiyse koca govdenin altinda kalisini. Bir oteki, annesiyle beraber okuzun ustunde kiliseye gittiklerini, kiliseye vardiklarindaysa pederin hepsini kucuk parcalara ayirip etlerini saga sola sactigini gordugunu soyledi ruyasinda. Bunlarin disinda boda bodanin kendisini ezdigini, hirsizin evlerine girip tum ev halkini bicaktan gecirdigini, yagmurlu bir gunde domuzun yemegini calmaya calisirken kacmayi basaramayarak domuz tarafindan isirildigini, gecenin bir yarisi yamyam tarafindan kovalandigini ve cesitli aile fertlerinin oldugunu anlatanlar oldu ruya diye. Tum anlatilanlarin istisnasiz olumsuz olmasina sasirarak simdi de guzel ruyalarimizi paylasalim dedigimdeyse biri soyle yazmis onundeki kagida:
'' Ruyamda koca bir poset dolusu para buluyordum, anneme heyecanla poseti gosterdigimde, bu paranin okul harcligimi odemek icin kullanilacagini soyluyordu, icim icime sigmiyordu o an. Bir de uyandim ki ne goreyim, ne poset var ne de para etrafimda. Annem tum gorduklerimin bir ruyadan ibaret oldugunu sessizce fisildadiginda goz yaslarina boguldum tabi ki, kim odeyecekti simdi benim okul harcligimi?'' Bir digeri ''Africaner'' Oteli'nin sahibi oldugunu gormus ruyasinda. Soyle anlatiyor ruyasini: "Iste o zaman zengin olmustum otelime gelen onlarca musteri sayesinde. Istedigim kadar soda icip, diledigim yiyecege erisebiliyordum. Oyle saglikli bir adamdim ki ben artik! Ayni zamanda durusttum de, calisanlarimin hakkini yemiyordum asla ve hep guleryuzluydum onlara karsi. Tarif edilmez derecede mutluydum ruyamda.
Sinifin en capkin erkegi de ruyasini soyle anlatmis: "Kiz arkadasimla Nabugabo golunun sahilinde oturuyorduk, ona beni sevip sevmedigini sordum, sozle cevap vermek yerine bir mektup yazip cebime ilistirdi, gulumsedi sonra. Sodalarimizi yudumlayip bu guzel yaz gununun keyfini cikariyorduk doyasiya." Bunlarin disinda gokyuzunde kuslarla beraber ucarak dans ettigini gorenler olmus ruyasinda. Anlattiklari her hikayeyi, cizdikleri en kucuk cizgiyi sakliyorum yanimda simdi, iple cekiyorum universitedeki hocalarimla paylasacagim gunleri.
resim1> Hotel Afrikaner'in zengin sofrasi
resim2>Yamyam tarafindan kovalanan Henry, yamyam diyor ki "Seni yemek zorundayiiim!", Henry cevap veriyor: "Anneeee, gel yardim et banaaaa!"
resim3> Kardesinin vefatini cizen Maria
resim4>Immelidah, bir torba dolusu para buluyor, ne yazik ki ruyaymis

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Uganda Dogal Yasam Egitim Merkezi


Uganda'ya kadar gelmisken bu topraklara ait dogal hayati tanimaya calismamak olmaz. Malum, hayvanlar sehrin sokaklarinda basibos dolasmiyorlar, koylerde de gorulebilecekler, Turkiye'de herhangi bir koyde gorulebileceklerden pek de farkli degil. Afrika hayvanlarini yakindan gormenin en iyi yolu Uganda'da bulunan on dogal parktan birini ziyaret etmek. Birkac gun dogada kamp yaparak hayvanlari rehber esliginde dogal ortamlarinda gozlemlemek. Dogal parklara yapilacak muhtemel bir geziyi butcem kaldirmadigindan, Entebbe sehrinde bulunan hayvanat bahcesi kivamindaki dogal yasam merkezini ziyaret edeyim dedim ben de. Buradaki hayvanlar, kazalardan ya da avcilarin elinden yarali olarak kurtarilmis, tedavi gormelerinin sonrasindaysa burada sergilenmeye baslanmislar. Diger hayvanat bahcelerinde oldugu gibi miniminnacik bir kafese kapatilmamis hayvanlar, aslan, kaplan, timsah ve diger vahsi hayvanlar icin oldukca genis bir yasam alani olusurulmus, insana zarari dokunmayanlarsa oylesine saliverilmisler, dogru durust bir kafesleri bile olmadan. Oyle ki maymunlar insanlarla beraber banklarda oturup yemege ortak olurken, parkta salincakta sallanan cocuklara eslik ediyorlar. Telli turnalar gerine gerine guzelliklerini sergiliyorlar merakli bakislara nispet yaparak. Mest ediyorlar gelen geceni Uganda bayraginda yer alislarinin hakli sebebini kanitlarcasina.
Telli turna, merkezde bulunan iki yuz elliyi askin kus cesidinden en goz alicisiydi belki ama kus meraklilarinin asla es gecmedigi "shoebill"i de unutmamak lazim. Ilk gordugumde heykel zannettigim, kucuk daglari ben yarattim havasindaki bu donuk mavi kus, koca gagasi sayesinde bebek bir timsahi bile mideye indirebiliyormus! Papaganlarsa bir baska alemdiler, nasil egitilmislerse artik kisitli kelime hazineleriyle bir iki dakika boyunca sohbet edebiliyorlar ziyaretcilerle. Dogal yasam merkezinin bir de internet sitesi var, ilgilenenlere: www.uweczoo.org

resim1 >Telli Turna
resim2>Shoebill
resim 3>Maymun bebegini tasirken
resim4 >Maymunlardan kiskanip bit ayiklamak
resim5,6>Gergedan ve disi aslan



19 Ağustos 2009 Çarşamba

Ssese Adalari

Calistigim Ilkogretim Okulu’nun kurucusu Nina’nin Ssesse Adalari’nda bir isletmesi oldugunu biliyordum da bu kadarini beklemiyordum dogrusu! Hikaye soyle basladi aslinda, Nina beni, Esukanesi’deki hizmetime tesekkur mahiyetinde bir hafta sonu icin isletmesine davet etti. Kaldigim koyden taa Ssese Adalarina kadarki yolculugum oyle zorluydu ki, artik bir yere ulasilacagini unutmus, o minik dolmusta tek kisilik koltuga uc kisi sigismis, pestilim cikmis bir vaziyette hoplaya ziplaya sonsuzluga karisacagimi sanmistim.

Nina’nin isletmesi Palm Beach Resort’a vardigimdaysa karsimda o zamana dek gordugum, bildigim Uganda’dan oylesine farkli bir yer vardi ki! Geldigim yeri algilayabilmem icin bir kac kez gozlerimi ovusturmam gerekti.

Ssese Adalari irili ufakli seksen dort adadan olusuyor, benim ziyaret ettigim yerse adalardan en buyugu ve en taninmisi Buggala. Kalangala adindaki sirin mi sirin bir sahil kasabasinda bulunuyor Nina’nin isletmesi. Ada halkinin kendine has bir kulturu, yasayis tarzi var. Farkli bir etnik gruba ait olduklarindan konustuklari dil de kendilerine ozgu

tabi ki.

Ssese Adalari, Uganda’nin diger kesimlerine nazaran cok daha bakir kalabilmis, bu korunmuslugunu ulkede yasanan ic savaslardan nasibini almamis olmasina borclu. Nitekim ada tam bir kus cenneti, hayatimda hic bu kadar farkli turden kusu tek bir yerde gordugumu hatirlamiyorum, agzim acik hayran hayran izliyorum kuslari belgesel izliyormus misali. Kuslarin haricinde hipopotam, maymun ve timsah turleri de mevcutmus adada, benim kismetime dusense maymunlar oldu. Ayak parmaklarimin ucunda cit cikarmadan ada ormanlarina yaptigim kesif gezilerinde doga tum guzelligini comertce onume serdi, gorkemli agaclarin arasindan her renkten kuslar beni gor, bana da bak diye sakiyip durdular. Sonra bir maymun ailesi selam verdi ormanin en yasli agacinin dallarindan sarkarak, ne cok isterdim gelsinler bir de kucaklasinlar beni!


resim1> Adadan bir goruntu

resim2>Palm Beach Resort

resim3> Minik kus

resim4> Orman diye buna denir

resim5> Kaktusun ustunde camasir kurutmaca

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Cizgi Film Haftasi

Bu hafta normalde okul tatile girdi ama Lucia'yla beraber yine de besinci siniflari son haftamiz icin cagirmaya karar verdik. Boylece dersimiz baska derslerle bolunmeyecek, tum gun bizim olacakti. Zaman kisitlamasi olmadan onlarca hikaye okuduk, resimler cizdik, diledigimizce drama aktivitesi yaptik. En buyuk sorunumuz okulun ogle yemegi vermeyi kesmesi ve cocuklarin yanlarinda yeterince yiyecek getirmemesi nedeniyle cocuklarin ac kalmasiydi, eh biz de ister istemez ogleden sonra onlari evlerine yollamak zorunda kaldik cogu zaman.Hani gecenlerde bahsetmistim, kar nedir bilmiyor buradakiler diye...Kisiita'da olaniksizi basararak Kampala'dan zar zor getirtip koyun elektigi olan tek evine kurdugumuz bilgisayarda "Ice Age" i izlettik cocuklara! Ertesi gunse Afrikali bir parmak cocugun koyunu suya kavusturma macerasini anlatan bir baska cizgi filmi. Masaka'da cizgi film CD'si bulmaktan, bilgisayari calisir duruma getirene kadar oyle zorluklar cektik ki... Kac kez okuldan hoplaya ziplaya ciktik da filmi izleyecegimiz eve tam vardigimizda elektrigin biz yoldayken kesildigini ogrenip geri donuverdik tipis tipis. Haftanin bir diger favori aktivitesi, kuzenlerimle bir araya geldigimizde vazgecilmez oyunumuz olan "hazine avi"ydi. Ipuclarini takip ederek sakli hazineyi bulmaya calistilar ve oyuna tam anlamiyla bayildilar! Hele bir de hazineden cikan lolipop olunca!Drama dersindeyse ellerine bir sandalye ve sopa vererek farkli islevlerle kullanmalarini istedim. Digerleri sandalye ve sopanin ne yerine kullanildigini tahmin edeceklerdi. Cogu zaman benim hicbir fikrim olmazken cocuklar arkadaslarinin ne yaptigini on saniye icinde tahmin ettiler. Biri geliyor, sopayla sandalyeye vuruyor "Posho hazirliyor!" diyorlar, yapan kisi onayliyor. Bir digeri cikip abartmiyorum ayni hareketi yapiyor, "Agactan muzlari dusuruyor!" diyorlar, yine dogru tahmin. Ben ikisi arasindaki farki anlamakta o kadar beceriksizim ve onlar en ufak ayrintiyi gormekte o kadar ustalar ki!





resim1> Claire'i kartona yatirdik!



resim2>Karton bebegimize kisilik olustururken



resim3>Justin ben ve Lucia



resim4>Karton bebegimiz Maria, ustteki ben, yandaki Lucia






8 Ağustos 2009 Cumartesi

Muz Yapragindan Bebekler




Cuma gunu dogadan topladigimiz ote beri ve Masaka'dan temin ettigim kumaslar ve boyalarla oyuncak bebekler yaptik. Ayakkabilari seker kamisi, vucudu curumus muz yapragi, gozleri tutku meyvesi cekirdegi bebeklerimiz oyle sirin oldular ki!
Bu arada soylemeyi unuttum, Esukanesi ikinci gonullusunu agirliyor, Almanya'dan Lucia. O geldiginde kendimi okul ve koy hakkinda o kadar cok sey anlatirken buldum ki meger ben coktan olmusum Kisiitali da haberim yokmus!

resim1> Bebekler ve Cocuklar
resim2> Kisiita'nin(kaldigim koy) Domuzlari
resim3> Ben fistik ezerken
resim4> Lucia ve ben drama dersinde