
Tam iki bucuk ay suren Afrika seyahatimin nihayet sonuna geldim. Sekiz kiloyla geldigim Afrika’dan on kiloyla ayriliyorum bu aksam, Bruksel aktarmali İstanbul ucagima binip.
Fransizca dersleri vererek bir sene boyunca biriktirdigim parayi boyle bir amac ugruna harcamak yaptigim en akillica islerden biriydi. Merak edenler icin soyleyeyim, ucak bileti, vizeler, yeme icme her sey dahil seyahatim toplam iki milyar civarinda tuttu. Tum Afrika seyahatim boyunca toplam bir gece otelde kaldim, Kisiita'da gonullu hizmetime karsilik kalacagim yere para odemedim, diger zamanlardaysa hep arkadasin arkadasi seklinde ayarladim konaklama isini.
Seyahatim boyunca oncelikle hic tanimadigim, bilmedigim Afrika hakkinda epeyce bir fikir sahibi oldum. Turkiye'de, bu kitada olup bitenlerden bu kadar bihaber olusumuza her gecen gun daha da sastim. Oyle ya Afrika'ya gelecegimi soyledigim ilk bir kac kisi "Ne yapacaksin Afrika'da, orada yamyamlar var!" yorumunda bulunmuslardi. Benim de bir zamanlar "Var mi ki acaba?" diye tereddut ettigim bu yoruma simdi o kadar guluyorum ki!

Afrika'da kaldigim zaman boyunca yasadiklarimi blogum sayesinde aktarmaya calistim, yine de yazdiklarima baktigimda "Ya keske sunu da anlatsaydim, ah bir de su vardi!" diyerek hayiflaniyorum anlatmaya imkan bulamadigim hikayeler yuzunden.
Afrika'yi gezip gormenin, buralarda neler olup bittigi konusunda bilgi sahibi olmanin yaninda beni en cok buyuten deneyim Kisiita'da cocuklarla calismakti. Hani "Yok" denir ya bazen, ben gercek "yok"un anlamini burada ogrendim. "Hani o da mi yok, daha neler!" denir ya, vallahi de billahi de yok iste. Belki bir yerden duysaydim buradaki durumu, okusaydim bir gazete kosesinde, icim burkulurdu, uzulurdum. Bir an surerdi, unutur giderdim sonra. Ama Kisiita'da bir bucuk ay yasamak, soyleyebilirim ki benim icin tam bir hayat deneyimi oldu.

Kimi zaman zor geldi bazi seyler. Yatacak yerin temiz ya da konforlu olmamasi, suyu bes yuz metre otedeki kuyudan cekmek, her seferinde kaynatmak, su yoklugundan dogru durust dus bile alamamak, elektrik olmadigindan tum gunluk aktiviteleri gunese gore ayarlamak, bunlara bir sure sonra alisiyor insan. Bana en zor gelen bir bucuk ay boyunca hep ayni seyleri yemekti, ne yetisirse o yendiginden, benim kaldigim aylarsa kurak mevsime denk geldiginden yenilebilecekler cok kisitliydi. Sonlara dogru artik ac kalmamak icin yemenin ne demek oldugunu anladim. Yiyecekleri agzima atip bir hap misali suyla yutmayi denedim kimi zaman. Hep ayni seyi yemeyi reddedip en guzel yiyecekleri alip odamdaki parafin ocaginda pisirme sansim vardi tabi ki ama tum isteklerimden arinip sadece orada yasandigi gibi yasamak istedim her seyi, hayatlarina yuzde yuz tanik olmak icin gelmemis miydim buralara kadar?
Sitmadan yerlere yigilan, turlu hastaliklarla cebellesen cocuklari gordukca inanamadim gorduklerime, asil sasirdigimsa o kadar hayatin kendisiydi ki tum yasananlar "Normal bunlar, olur buralarda boyle seyler!" diyordu cevremdekiler.
Cocuklari o kadar sevdim ki "Beni unuturlar mi acaba?" diye uzulmeye basladim ayrilik vaktine yakin. Hep kafamda bir kacini Turkiye'ye goturmeyi hayal ettim saf saf, hakkim ve imkanim olmadigini bile bile. Bir seyler vermek istedim kendimden, o kadar coktular ki kime ne verebilirdim. Uzuldum, hem onlarin hem de kendi caresizligime.
Tum acikyurekliligimle soyleyebilirim ki ben burada ruhumu egittim.
Hani Afrika'da insan yiyorlardi? Niye hep korkuyoruz ki kesfetmekten? Niye izin veriyoruz beynimizin korkuyla doldurulmasina, gidip bizzat deneyimlemek yerine? Niye tanistigim onlarca gonullu icinde bir tane bile turk yok ve olmasi ihtimali aklimin ucundan bile gecmiyor?

Buraya gelmeden once cok uyarildigim bir nokta da saglik konusuydu. Tum Afrika seyahatim boyunca hic bir saglik problemi yasamadim. Yalnizca kaldigim koyde ayak parmagima parazit kurtlar girdi. Justin sagolsun girdikleri gibi cikartti onlari. Bunun disindaysa -koruyucu bir yontem uygulamamama ragmen- ne sitmaye yakalandim ne de baska bir hastaliga.
Beni her zaman yeni seyler denemeye tesvik eden, hep arkamda olan anne ve babama, mailleriyle beni yalniz birakmayan sevgili dostlarima ve kardesime, blogumu okuyup yorum yazan, mail gonderen herkese cok tesekkur ederim.
Hayatin bir sayfasini okudum bu yaz boyunca, icim sevinc dolu bu yuzden.
Son sozumu bitirirken herkesin sevgiyle kalmasini diliyorum.
Kenya'dan selamlar
Seda Meseli